“Sevgili günlük, bugün çok ama çok önemli bir şeyden bahsedeceğim sana. Çok ama çok sevgili bir ben var benden içeri. Burada soruları ben sorarım günlük, sen neden cevaplamazsın ki ?”

Eline her kalem alanın yazar olduğu bir kainatta yaşıyoruz. Sence Samanyolunda kaç tane yazar vardır ? Herkes yazılar yazmalı, içini dökmelidir. Bunu bir önceki cümlem ile çelişki olarak görmenizi istemem. Yazılar yazmak başka, yazar olmak başkadır.

Mesela ben deli gibi yazıyorum fakat ben ne bir “Deli”yim ne de “Yazar”. . .

Yıl 2019, aylardan Mart. Ey sevgili günlük,

“Artık sende herkes gibisin.”

Dizelerimde sakladığım sitemimi sana anlatıyorum. Hep sana sesleniyor ve içimi döküyorum. Fakat bilirim ki sen beni aldatmaya meğillisin. Tıpkı Duvarların yaptığı gibi. . .

Sessiz çığlıkları taşıdığım şu ruhu 3–5 Kuveyt dinarına bozduracak değilim elbet. Cabaye, Yohanna, Jonathan, Abuzer, Şevket vs vs…

Hepsi benden bir tutam, hepsi senden bir tutam. İçerisine de bir tutam saçma otu eklersek işte oldu.

“Kalemine sarılanın almış olduğu yükümlülük . . .”

“Ben kuşlardanda küçüktüm bir gece vaktiydi.”