“Yıl olmuş 1487. Gerçekten Dünya değişecek mi Justinian ? “

Bedeninizi hissetmediğiniz oldu mu hiç ? Hani yolda yürürken sanki uçuyormuş gibi falan . . . Rüyalara dalıyorsunuz mesai saatleri içerisinde. Birisi size bir şeyler söylüyor fakat siz onları bir üst perdeden dinliyorsunuz. Siz hiç akıllı olduğunuzu düşündünüz mü ? Yolda sürülerin arasında yürürken onlara bakıp onların silüetlerini resmettiniz mi ? “Nefes” almayı denediniz mi ? Maddenin ötesini düşündünüz mü peki ?

Bir dakika , siz ne yaptınız o zaman ? Neden yaşadınız ve nasıl yaşadınız ? Siz kendinizi akıllı olarak mı isimlendiriyorsunuz ? Siz dönmekte olan Dünya’nın merkezi değilmisiniz ? Siz kimsiniz ? Kim olmak istiyorsunuz ? Anne Baba nereli sahi ?

Bir çok şeyi anlamanın bilimde basit bir yolu var. “Genetik”

Düşünsenize sizin atalarınızın ataları binlerce yıl önce bir yol seçmiş ve yürümüş. Yedikleri içtikleri güldükleri ağladıkları haritalara işlenmiş. Obur olmuşlar melez sevmişler falan gibi mesela. Ve onun sonucunda bir noktadan diğer noktaya doğru transfer gerçekleşmiş. Zaman lineer olarak akmış gitmiş. Özetle binlerce kişinin verdiği binlerce kararın sonucunda siz varsınız ve sizde binlerce kararla şekillendireceksiniz. Sonuç esas alınmaz burada, esas alınacak şey “Gelişme” kısmında verdiğiniz kararlar.

Lütfen sonu olmayan bir şey hayal etmeyin. Her şeyin bir şekilde sonu vardır. En azından bu toprak parçasında öyle. O sebeple her “Nefes”i bir kenara not edin. Ve ilmik ilmik işleyin.

Delirin. Her gün biraz daha delirin. Bir parça daha aklınızın sınırlarını zorlayın. Bırakın bugünü, binlerce karar sonrası gelecek binlerce yıl sonrasını düşünün.

“Karargahımıza Hoşgeldin.”