“Bu başlayan en uzun şey olacak. Bitecek ama hiç dinmeyecek. Her satırı bir anlam içerir. Başı bir sonu bir.”
Her macera insanın kendisini sorgulaması ile başlar zannımca. Sorgularsın ve bir sonuca ulaşırsın. Sonra ulaştığın sonuçlar tekrar kendilerini sorgulatırlar. Sorgulamaya devam et. Sorgulamak heykeltraşlık gibidir. Sorguladıkça altından aslolan çıkmaya başlar. Nihai sonuca doğru götürür zihinleri.
Ufacık bir kuşku ile ne büyük düzenler yıkıldı. Ufacık kuşku ile ne aşklar son buldu, ne bedenler toprağın altına girdi, ne planlar çöktü ve nedenler nedenler. . .
Ey nefese muhtaç varlık, kuşkun nedir hayata karşı? Neyi elde etmeyi beklemektesin? Milyonlarca yılın oluşumunu 70-80 yıla sen mi sığdıracaksın? Sen sadece sürecin bir parçasısın. Ne özne ne de yüklem . . .
Hayat öyle bir nefestir ki bir kere içine çekersin ve bittiğinde geri kalanın adı Ömür’dür. Öyle uzun soluklu ve öyle derindir ki içine sığdırdıkların hep sığdıramadıklarından daha büyüktür.
Ve adı insandı. Nefese muhtaç yaratı. Kimisi sadece anlam arar bu vadilerde kimisi ise sadece anlam olmaya gelmiştir. Anlam katmaya gelmiştir anlam arayanlara ve bir nefes sıhhat gibidir. Devlet-i İnsan’dır o. Düşünür, sorgular ve kuşku duyar. Onun tüm meselesi iki nefeslik ömürün içine sıkıştırabildikleridir.