“Bir zamanlar bu topraklar düşünenin ve sorgulayanın yaşadığı yerlerdi. Çünkü Yüce Kitabımız bize “Hiç Düşünmez misiniz?” diye sık sık vurguladı. Bu da Nefesi kuvvetli büyükleri düşünmeye itti. Ve her şey düşünerek başladı.”

Bugün inanç diye dilimize pelesenk ettiğimiz bazı saplantıları o inancı yayan Peygambere götürsek sunsak acaba ne tepki verir? Onu ikna edemediğimiz bir şeyi biz nasıl “ondan ilham aldık” diyerek tabulaştırabiliriz ki?

Evet, bugün kalemim Seküler değil. Aslında hiç bir zamanda Seküler olmadı. Sadece bakanın istediğini gördüğü bir ortamdır Edebiyat. Öyle şeyler yazacaksın ki herkes istediğine çekecek. Ki İnsanoğlu zaten istediğini anlar ve ona yorumlar.

Saplantıların ve yozlaşmışlıkların yeşerdiği dünyadan yazıyorum bu kelamları. Her şey Teknoloji ile mükemmele ulaşmayacak. Çünkü madde duvarları yükselirken maneviyat bahçesine güneş doğmaz oldu. Buralar hep karanlık buralar hep ıssız. Buralar takdir ettiği birilerini taklit edenlerin diyarı.

Burası bana ait değil. Burası sana ait değil.

“Unutmayasın evlat, Nefeslerin sayılı.”