“Girizgah ilk alınan nefesti. Şimdi ise tüm nedenleri sorgulama zamanı. Her şeyin içinde olanlar kuşkudalar ”

Öteki ile uzlaşmayı denemişti. Belki bazı sorularının cevaplarını öteki verecekti ona. Çünkü korkuyordu ve korkularının üzerine gitmesi gerekti. İçinde ki tedirginlik şöminesinin önünde kahve yudumlamasına dahi mani oluyordu. Tedirginlik onu bambaşka hislere sürüklüyordu. Bambaşka birisi olmuştu artık.

Kitabın içerisindekiler zaten derinden etkilemişti. Nasıl çaresiz kalabilirdi ve başkasından medet umardı ? Ama Hayat bizleri hep beklediğimiz yerden vurur değil mi ?

Kırmızı artık pekte kırmızı değildi. Kitap dağılmış ve öteki uzaklaşmıştı. Artık bir parça gri hüküm sürüyordu gökyüzünde. Meselenin içerisinde ki herkes kuşku içindeydi. Yoksa Girizgah anlamını yitirmiş miydi ?

Biz nefes alanlar hep nefes almadan yaşayanlara gıpta ettik. Çünkü biz kaybedeceğimiz şeyleri düşünürken nefes almayanın kaybedecek bir şeyi yoktur. Sadece kazanır. Biz kimlik bunalımlarını yaşarken onlar benliklerinden öte geçmeyi başarmışlardır.

En şanslı insanlar nefes alırken varlıkları için nefese ihtiyaç duymayanlar mertebesine ulaşanlardır. Bir başka ötekinin söylediği bir söz geldi aklıma bu satırlara imrenirken;

“Varlığından geç ki var olasın.”