“Satırlara nakış nakış işleyen bu düşünceler de neyin nesi? Beni buraya ne getirdi? Nasıl geldim perdenin o diğer tarafına?”
Sanat hep o yaşadığımız hayatların tasviri midir? Yoksa zıttını mı kaleme almalı? Sen mutluysan burada hüzünlendirmem mi gerekiyor yani? Ne kadar da çok soru işareti var.
Eğer yaşadığımız her an bir kod satırı olsa idi milyonlarca satırın bir araya gelmesiyle oluşurdu hayatlarımız. Tıpkı bir işletim sistemi gibi. Peki her birimizin kendine has işletim sistemleri mi var? Yoksa her birimiz bir diğerimizin kopyası mıdır? Babaannem bu kadar soru işareti yapmayı nereden öğrendi?
Her bir nefes bir sonrasını kovalayıp durur. Peşi sıra yüzbinlerce nefes . . . Tıpkı kod satırları gibi. Peki hayat sadece “1” ve “0” lardan mı oluşmaktadır? Peki şayet öyleyse soru işaretlerini ne ile tanımlardın?
Yaşadığımız bahçelerin bir de arka tarafları mevcut. Perdelerin diğer tarafı. . .
Bazı şeyler hep gizemli ve bilinmez kalmalıdır. Çünkü mutluluklarımızın çoğu bazen cehaletten gelir. Nice mutlu cahilliklere :)