“Bir ufak kıvılcım ile başladı her şey. Nedenler doğdu o gün o kıvılcım ile. Ve yaratıldı tüm nefesler.”
Hikayenin başlangıcını öyle ya da böyle biliyoruz. Peki ya sonu? Nasıl sonlanacak bu defter? Nasıl kapanacak? Bilinmeyenlerin diyarına hoşgeldiniz. İnşallah bilemeden terk-i diyar eylemezsiniz. Aldanmayın duvarda ki yansımalara.
Her Nefes sonunu bekler. Ve sonunu kendi belirler. Kimse istemediği bir son yaşamak istemez fakat her sonun bir bedeli vardır. Bedel ödemek ise Nefes’in işidir. Kendi sonun uğruna nefesinden olmaya var mısın ? Son satırı bir nefes ile yazmaya . . .
Bedeller ödemekti anlamlı kılan tüm yaşantıları. Bedel ödeyerek yürümeye başladın, bedel ödeyerek ilk cümleni kurdun ve bedel ödeyerek sevdin. Ödediğin son bedel ise ölümün olacak. İlk nefes ile son nefes arasında geçen kocaman bir hikaye. Kocaman uçsuz bucaksız bir serüven. Peki bu serüvenin içerisini hangi bedelleri ödeyerek dolduracaksın? Ya da ne kadar bedel ödeyeceksin doldurabilmek uğruna?
Iskaladığın hayat bir kere daha karşına gelmeyebilir. Belki de o limandan bir başka sefer yoktur. Meçhule uğurlamışsındır gemiyi sonsuzluğa.
Bugün yeni bir gün, bugün yeni bir sefer ve yarın meçhuldür. Şimdi derin bir nefes al ve ödeyeceğin bedelleri düşün? Derin bir nefes al ve meçhulü kaldırabilir misin onu düşün?
Yansıdı duvarlara hayata dair her şey. Ve aldattı hepimizi yansımalar. Hayat sandık yansıyanları. Yansıyanları gerçek sandık ve hayatımıza aldık. Amaç edindik duvardakileri. Sorgulamadık hiç birinin gerçekliğini.
Hayat çok uzun bir maratondur kimisi için. Kimisi içinse bir kaç nefes. Duvardaki yansımaları geç ve sen sadece gerçek olanı seç.